Disosiyatif Bozukluklar, çocuk ve ergenlerde bilinç, bellek, kimlik, algı ve çevreyle bütünleşik deneyimlerin geçici olarak kopması veya parçalanması ile karakterize psikiyatrik durumlardır. Bu bozukluklar genellikle yoğun stres, travmatik yaşantılar veya duygusal olarak baş edilemeyen durumlar sonrasında ortaya çıkabilir.
Disosiyatif belirtiler; unutkanlık (özellikle stresli olaylara dair), dalıp gitme, gerçek dışılık hissi (derealizasyon), kendine yabancılaşma (depersonalizasyon) veya ani davranış değişiklikleri şeklinde görülebilir. Çocuklarda bazen “hayal kuruyormuş gibi görünme” ya da çevreye tepkisizlik şeklinde fark edilebilir.
Bu bozuklukların gelişiminde travmatik yaşantılar, ihmal, kronik stres ve duygusal baş etme güçlükleri önemli rol oynayabilir. Disosiyasyon, kişinin yoğun duygusal yükten geçici olarak uzaklaşmasını sağlayan bir savunma mekanizması olarak da değerlendirilebilir.
Tedavi sürecinde temel amaç, güvenli bir ortam oluşturmak, travmatik yaşantıların işlenmesini sağlamak ve duygusal bütünlüğü yeniden kazandırmaktır. Psikoterapi, aile desteği ve gerektiğinde multidisipliner yaklaşım tedavinin temelini oluşturur. Uygun destek ile belirtiler önemli ölçüde azaltılabilir ve işlevsellik artırılabilir.
Uzm. Dr. Mehmet ÇolakÇocuk ve Ergen Psikiyatristi